لِكُلِّ شَخْصٍ طَرِيقَةُ تَفْكِيرٍ مُخْتَلِفَةٌ.
Her insanın farklı bir düşünce yapısı vardır.
لِكُلِّ شَخْصٍ طَرِيقَةُ تَفْكِيرٍ مُخْتَلِفَةٌ.
Her insanın farklı bir düşünce yapısı vardır.
يَعِيشُ فِي هَذِهِ الْمَدِينَةِ أُنَاسٌ مِنْ ثَقَافَاتٍ مُتَنَوِّعَةٍ.
Bu şehirde farklı kültürlerden insanlar yaşıyor.
يُوجَدُ تَبَايُنٌ هَامٌّ بَيْنَ الْحَدَثَيْنِ.
İki olay arasında mühim bir farklılık bulunmaktadır.
غَيْر، مُمَيِّز، شَتَّى، غَيْرُ مُشَابِهٍ، مُتَمَيِّز، مُغَايِر، غَيْرُ مُتَجَانِسٍ، مُنَوَّع، مُتَفَاوِت، تَمْيِيزِيّ، مُبَايِن، مُتَغَايِر، مُتَخَالِف، مُتَفَاضِل