فَاجِع

كَانَ مَنْظَرُ الْحَادِثِ فَاجِعًا لِلْغَايَةِ، حَيْثُ انْتَشَرَتِ السَّيَّارَاتُ الْمُحَطَّمَةُ فِي كُلِّ مَكَانٍ.

Kaza manzarası çok acıydı, çünkü hurdaya dönmüş arabalar her yere yayılmıştı.

تَلَقَّيْنَا خَبَرًا فَاجِعًا عَنْ وَفَاةِ صَدِيقِنَا الْعَزِيزِ فِي حَادِثِ سَيَّارَةٍ مُرَوِّعٍ.

Sevgili arkadaşımızın korkunç bir araba kazasında öldüğü hakkında üzücü bir haber aldık.

كَانَتْ قِصَّةُ الطِّفْلِ الْيَتِيمِ قِصَّةً فَاجِعَةً تُدْمِي الْقُلُوبَ.

Yetim çocuğun hikayesi, yürekleri dağlayan yürek burkan bir hikayeydi.

Eşdizimler