فَتَّ

يَفُتُّ، فَتّ

قَامَ الْعُمَّالُ بِفَتِّ الصُّخُورِ الْكَبِيرَةِ بِاسْتِخْدَامِ الدِّينَامِيتِ لِتَسْهِيلِ نَقْلِهَا.

İşçiler, taşınmalarını kolaylaştırmak için dinamit kullanarak büyük kayaları parçaladılar.

فتّت الأم الكعكة لابنها الصغير ليسهل عليه أكلها.

Anne, küçük oğlunun yemesi kolay olsun diye keki ufaladı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler