فَجّ

فِجَاج

سَلَكَتِ السَّيَّارَةُ فَجًّا ضَيِّقًا بَيْنَ الْجَبَلَيْنِ.

Araba iki dağ arasındaki dar bir geçitten geçti.

طَعْمُ هَذَا الْبِطِّيخِ مُرِيرٌ جِدًّا لِأَنَّهُ فَجٌّ.

Bu karpuz şalak olduğu için tadı çok acı.