أُحِبُّ الِاسْتِيقَاظَ عِنْدَ الْفَجْرِ لِمُمَارَسَةِ رِيَاضَةِ الْمَشْيِ فِي الْهَوَاءِ الطَّلْقِ.

Açık havada yürüyüş yapmak için şafakta uyanmayı seviyorum.

يَبْدُو الْعَالَمُ هَادِئًا وَجَمِيلًا عِنْدَ الْفَجْرِ قَبْلَ أَنْ يَبْدَأَ صَخَبُ الْحَيَاةِ.

Hayatın koşuşturması başlamadan önce dünya tan vaktinde sakin ve güzel görünüyor.

الِاسْتِيقَاظُ عَلَى صَوْتِ الطُّيُورِ فِي الْفَجْرِ مُرِيحٌ لِلْغَايَةِ.

Seher vakti kuşların sesiyle uyanmak çok huzur verici.

Ayrıca: fecir

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler

فَجَّرَ

يُفَجِّرُ، تَفْجِير

أَرَادَ الْعُمَّالُ أَنْ يُفَجِّرُوا الصَّخْرَةَ الْكَبِيرَةَ لِيَفْتَحُوا طَرِيقًا جَدِيدًا لِلسَّيَّارَاتِ.

İşçiler arabalar için yeni bir yol açmak üzere büyük kayayı patlatmak istediler.