patlatmak

Anlamlar

فجّر — يفجّر · التفجير

فجر الإرهابيون قنبلة وسط الحشد.

Teröristler kalabalığın içinde bomba patlattılar.

أطلق — يطلق · الإطلاق

أطلق الطفل البالون وكان سعيدا جدا.

Çocuk balonu patlattı ve çok sevindi.

أغضب — يغضب · الإغضاب

لا أريد أن أغضبه أكثر من ذلك.

Onu daha fazla patlatmak istemiyorum.

صفع — يصفع · الصفع

صفع الرجل الطفل عندما غضب.

Adam sinirlenince çocuğa tokat patlattı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler