فَحَّتِ الْأَفْعَى عِنْدَمَا اسْتَشْعَرَتِ الْخَطَرَ، كَانَتْ لَحْظَةً مُخِيفَةً لِلْغَايَةِ.
Yılan tehlikeyi sezince tısladı, çok korkutucu bir andı.
فَحَّتِ الْأَفْعَى عِنْدَمَا اسْتَشْعَرَتِ الْخَطَرَ، كَانَتْ لَحْظَةً مُخِيفَةً لِلْغَايَةِ.
Yılan tehlikeyi sezince tısladı, çok korkutucu bir andı.
سَمِعْنَا فَحَّ الأَفْعَى خَلْفَ الصَّخْرَةِ.
Kayanın arkasından yılanın tıslamasını duyduk.