sadeceلَمْ تَشْتَرِ أُمِّي الْخُبْزَ فَحَسْبُ، بَلِ اشْتَرَتْ مَعَهُ الْحَلِيبَ وَالْبَيْضَ مِنَ السُّوقِ الْقَرِيبِ.Annem yakındaki pazardan sadece ekmek almadı, onunla birlikte süt ve yumurta da aldı.