فَرَّ السَّجِينُ مِنَ السِّجْنِ فِي مُنْتَصَفِ اللَّيْلِ.
Mahkum gece yarısı hapishaneden kaçtı.
فَرَّ السَّجِينُ مِنَ السِّجْنِ فِي مُنْتَصَفِ اللَّيْلِ.
Mahkum gece yarısı hapishaneden kaçtı.
فَرَّ الْجُنْدِيُّ مِنَ الْخِدْمَةِ الْعَسْكَرِيَّةِ بِسَبَبِ الْحَرْبِ.
Asker savaş nedeniyle askerlik hizmetinden firar etti.
حَاوَلَ أَنْ يَفِرَّ مِنَ الِاجْتِمَاعِ الْمُمِلِّ دُونَ أَنْ يُلَاحِظَهُ أَحَدٌ.
Sıkıcı toplantıdan kimse fark etmeden sıvışmaya çalıştı.
ipi kırmak, pırlamak, tüymek