قَطَعَ الْمُسَافِرُ عِدَّةَ فَرَاسِخَ فِي الصَّحْرَاءِ لِيَصِلَ إِلَى الْوَاحَةِ.
Gezgin, vahaya ulaşmak için çölde birkaç mil yol katetti.
قَطَعَ الْمُسَافِرُ عِدَّةَ فَرَاسِخَ فِي الصَّحْرَاءِ لِيَصِلَ إِلَى الْوَاحَةِ.
Gezgin, vahaya ulaşmak için çölde birkaç mil yol katetti.
كَانَ الْفَرْسَخُ وَحْدَةَ قِيَاسِ الْمَسَافَاتِ تُسْتَخْدَمُ فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ.
Fersah, eski çağlarda kullanılan bir mesafe ölçü birimiydi.