يَجِبُ أَنْ نَغْتَنِمَ كُلَّ فُرْصَةٍ تَأْتِي فِي طَرِيقِنَا لِتَحْقِيقِ أَهْدَافِنَا.
Hedeflerimize ulaşmak için yolumuza çıkan her fırsatı değerlendirmeliyiz.
يَجِبُ أَنْ نَغْتَنِمَ كُلَّ فُرْصَةٍ تَأْتِي فِي طَرِيقِنَا لِتَحْقِيقِ أَهْدَافِنَا.
Hedeflerimize ulaşmak için yolumuza çıkan her fırsatı değerlendirmeliyiz.
قَدْ تَكُونُ هَذِهِ الْوَظِيفَةُ فُرْصَةً عَظِيمَةً فِي حَيَاتِي الْمِهْنِيَّةِ.
Bu iş, kariyerimde büyük bir şans olabilir.
هَذِهِ فُرْصَةٌ رَائِعَةٌ لِتَعَلُّمِ لُغَةٍ جَدِيدَةٍ وَاكْتِشَافِ ثَقَافَةٍ مُخْتَلِفَةٍ.
Bu, yeni bir dil öğrenmek ve farklı bir kültürü keşfetmek için harika bir imkan.
meydan, ihtimal, olanak, vesile, imkân, olasılık, kelepir, punt, okazyon