أَعَدَّتِ الْأُمُّ فِرَاشًا مُرِيحًا لِابْنِهَا.
Anne, oğlu için rahat bir yatak hazırladı.
أَعَدَّتِ الْأُمُّ فِرَاشًا مُرِيحًا لِابْنِهَا.
Anne, oğlu için rahat bir yatak hazırladı.
يَنَامُ الْفُقَرَاءُ عَلَى الْفِرَاشِ فِي الْعَرَاءِ.
Fakirler açık havada döşek üzerinde uyuyor.
عَادَةً مَا يَبْدَأُ الْفَرَّاشُونَ الْعَامِلُونَ فِي الدَّوَائِرِ الْحُكُومِيَّةِ الْعَمَلَ فِي الصَّبَاحِ الْبَاكِرِ.
Devlet dairelerinde çalışan hizmetliler genellikle sabah erken saatlerde işe başlarlar.
hademe