فِي الخَاتَمِ فَصٌّ أَحْمَرُ.
Yüzükte kırmızı bir taş var.
فِي الخَاتَمِ فَصٌّ أَحْمَرُ.
Yüzükte kırmızı bir taş var.
أَضَافَتِ الْأُمُّ فَصَّ ثُومٍ إِلَى الْحِسَاءِ لِإِضَافَةِ نَكْهَةٍ مُمَيَّزَةٍ.
Anne, çorbaya farklı bir lezzet katmak için bir diş sarımsak ekledi.
تَحْتَوِي الْبُرْتُقَالَةُ عَلَى عِدَّةِ فُصُوصٍ مَلِيئَةٍ بِالْعَصِيرِ.
Portakal, meyve suyu dolu birkaç parça içerir.