فَصْل

فُصُول
Aynı yazılan 2 kelime daha

قَرَأْتُ فَصْلًا مُثِيرًا مِنَ الْكِتَابِ قَبْلَ النَّوْمِ.

Uyumadan önce kitaptan heyecan verici bir bölüm okudum.

أَنَا أَدْرُسُ فِي فَصْلِ اللُّغَةِ الْعَرَبِيَّةِ فِي الْجَامِعَةِ.

Üniversitede Arapça sınıfında okuyorum.

فَصْلُ الصَّيْفِ هُوَ الْأَجْمَلُ بِالنِّسْبَةِ لِي لِأَنَّنِي أُحِبُّ الْبَحْرَ.

Yaz mevsimi benim için en güzeli çünkü denizi seviyorum.

Ayrıca: sezon, ayrılık

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler

فَصَلَ

يَفْصِلُ، فَصْل

فَصَلَ الْمُعَلِّمُ الطُّلَّابَ إِلَى مَجْمُوعَاتٍ صَغِيرَةٍ لِلْعَمَلِ عَلَى الْمَشْرُوعِ.

Öğretmen, proje üzerinde çalışmak için öğrencileri küçük gruplara ayırdı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler

فَصَّلَ

يُفَصِّلُ، تَفْصِيل

فَصَّلَ الْمُهَنْدِسُ الْخُطَّةَ أَمَامَ الْجَمِيعِ.

Mühendis planı herkesin önünde ayrıntılandırdı.

İlişkili Kelimeler