فَقَّعَ الوَلَدُ البَالُونَ بِإِبْرَةٍ حَادَّةٍ عَنْ طَرِيقِ الخَطَأِ.
Çocuk yanlışlıkla keskin bir iğneyle balonu patlattı.
فَقَّعَ الوَلَدُ البَالُونَ بِإِبْرَةٍ حَادَّةٍ عَنْ طَرِيقِ الخَطَأِ.
Çocuk yanlışlıkla keskin bir iğneyle balonu patlattı.
فَقَّعَ العَامِلُ الإِطَارَ بِمِسْمَارٍ كَبِيرٍ أَثْنَاءَ العَمَلِ.
İşçi, çalışırken büyük bir çiviyle lastiği deldi.
أَكَلْنَا الفَقْعَ مَعَ اللَّحْمِ فِي الصَّحْرَاءِ.
Çölde etin yanında keme yedik.
domalan