الْفَوْزُ بِالْجَائِزَةِ كَانَ تَتْوِيجًا لِجُهُودِهِ.
Ödülü kazanmak, çabalarının bir başarısıydı.
الْفَوْزُ بِالْجَائِزَةِ كَانَ تَتْوِيجًا لِجُهُودِهِ.
Ödülü kazanmak, çabalarının bir başarısıydı.
كَانَ الْفَوْزُ فِي الْمُبَارَاةِ النِّهَائِيَّةِ حُلْمًا تَحَقَّقَ.
Final maçındaki zafer gerçekleşen bir hayaldi.
احْتَفَلَ الْفَرِيقُ بِالْفَوْزِ الْكَبِيرِ عَلَى مُنَافِسِهِ.
Takım, rakibine karşı büyük galibiyetini kutladı.
kazanma, utku, yengi, kazanış, muvaffakiyet, muzafferlik, muzafferiyet