فَيَّاض

كَانَتِ الْأَمْطَارُ فَيَّاضَةً هَذَا الْعَامَ مِمَّا أَدَّى إِلَى وَفْرَةِ الْمَحَاصِيلِ.

Bu yıl yağmurlar boldu, bu da mahsullerin bolluğuna yol açtı.

كَانَ رَجُلًا فَيَّاضًا يُسَاعِدُ الْفُقَرَاءَ وَالْمُحْتَاجِينَ دَائِمًا.

O, her zaman fakirlere ve muhtaçlara yardım eden cömert bir adamdı.

الْأَرْضُ فَيَّاضَةٌ بِالْخَيْرَاتِ.

Toprak bereketli nimetlerle dolu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler