بَعْدَ الْأَمْطَارِ الْغَزِيرَةِ، حَدَثَ فَيْضٌ كَبِيرٌ فِي الْمَدِينَةِ وَتَسَبَّبَ فِي أَضْرَارٍ جَسِيمَةٍ.
Şiddetli yağmurlardan sonra şehirde büyük bir sel meydana geldi ve ciddi hasara neden oldu.
بَعْدَ الْأَمْطَارِ الْغَزِيرَةِ، حَدَثَ فَيْضٌ كَبِيرٌ فِي الْمَدِينَةِ وَتَسَبَّبَ فِي أَضْرَارٍ جَسِيمَةٍ.
Şiddetli yağmurlardan sonra şehirde büyük bir sel meydana geldi ve ciddi hasara neden oldu.
أَتَمَنَّى لَكُمْ فَيْضًا مِنَ الصِّحَّةِ وَالسَّعَادَةِ فِي حَيَاتِكُمُ الْقَادِمَةِ.
Gelecek hayatınızda sağlık ve mutluluk bereketi dilerim.
الْفَيْضُ الْعَاطِفِيُّ الَّذِي أَظْهَرَهُ النَّاسُ تِجَاهَ الْمَأْسَاةِ كَانَ مُدْهِشًا وَمُؤَثِّرًا لِلْغَايَةِ.
İnsanların trajediye karşı gösterdiği duygusal taşkınlık çok şaşırtıcı ve etkileyiciydi.
akı, feyiz