قَاصِد

قُصَّاد

كَانَ الْمُسَافِرُ قَاصِدًا مَكَّةَ لِأَدَاءِ فَرِيضَةِ الْحَجِّ.

Yolcu, hac farzını yerine getirmek için Mekke'ye niyet etmişti.

الشَّرِكَةُ قَاصِدَةٌ زِيَادَةَ أَرْبَاحِهَا خِلَالَ الْعَامِ الْقَادِمِ.

Şirket, önümüzdeki yıl kârını artırmayı amaçlıyor.

الْبَرْنَامَجُ التَّدْرِيبِيُّ قَاصِدٌ تَطْوِيرَ مَهَارَاتِ الشَّبَابِ.

Eğitim programı, gençlerin becerilerini geliştirmeyi hedefliyor.

İlişkili Kelimeler