تَعَرَّضَتِ الْمَدِينَةُ لِقَصْفٍ شَدِيدٍ وَتَدَمَّرَتِ الْعَدِيدُ مِنَ الْمَبَانِي.
Şehir, şiddetli bir bombardıman altında kaldı ve birçok bina yıkıldı.
تَعَرَّضَتِ الْمَدِينَةُ لِقَصْفٍ شَدِيدٍ وَتَدَمَّرَتِ الْعَدِيدُ مِنَ الْمَبَانِي.
Şehir, şiddetli bir bombardıman altında kaldı ve birçok bina yıkıldı.
تَعَرَّضَتِ الْمَدِينَةُ لِلْقَصْفِ مِنْ قِبَلِ طَائِرَاتِ الْعَدُوِّ.
Şehir, düşman uçakları tarafından bombalandı.
bombalanma, gürleyiş, gümbürdeme, gümbürdeyiş
قَصَفَ الطَّيَرَانُ الْحَرْبِيُّ الْمَدِينَةَ بِعُنْفٍ فِي اللَّيْلِ.
Savaş uçakları gece şehri şiddetle bombaladı.
قَصَفَ الْمَدْفَعِيَّةُ مَوَاقِعَ الْعَدُوِّ لِسَاعَاتٍ طَوِيلَةٍ.
Topçu, düşman mevzilerini saatlerce topa tuttu.
bombardıman etmek, bombardımana tutmak, gürlemek