قُصِمَ الْغُصْنُ تَحْتَ وَطْأَةِ الثَّلْجِ الْكَثِيفِ.
Yoğun kar altında dal kırıldı.
قَصَمَ الْحَادِثُ آمَالَهُ فِي الْمُسْتَقْبَلِ.
Kaza geleceğe dair umutlarını ezdi.