كَسَرَ الطِّفْلُ الزُّجَاجَةَ أَثْنَاءَ اللَّعِبِ فِي الْحَدِيقَةِ.
Çocuk bahçede oynarken şişeyi kırdı.
كَسَرَ الطِّفْلُ الزُّجَاجَةَ أَثْنَاءَ اللَّعِبِ فِي الْحَدِيقَةِ.
Çocuk bahçede oynarken şişeyi kırdı.
bozmak, ihlal etmek
فِي سَاقِهِ كَسْرٌ، فَذَهَبَ إِلَى المُسْتَشْفَى.
Bacağında kırık var, bu yüzden hastaneye gitti.
سَنَتَعَلَّمُ فِي هَذَا الدَّرْسِ كَيْفِيَّةَ حِسَابِ الْكُسُورِ.
Bu derste kesirleri nasıl hesaplayacağımızı öğreneceğiz.
küsur
sındırmak