كَسَفَتِ الشَّمْسُ فِي مُنْتَصَفِ النَّهَارِ وَأَصْبَحَ الْجَوُّ مُظْلِمًا.
Güneş öğlen tutuldu ve hava karardı.
كَسَفَتِ الشَّمْسُ فِي مُنْتَصَفِ النَّهَارِ وَأَصْبَحَ الْجَوُّ مُظْلِمًا.
Güneş öğlen tutuldu ve hava karardı.
كَسَفَ لَوْنُ السَّمَاءِ بِسَبَبِ الْغُيُومِ الْكَثِيفَةِ.
Yoğun bulutlar nedeniyle gökyüzünün rengi karardı.
كَسَفَ وَجْهُ الْمَرِيضِ بِسَبَبِ الْمَرَضِ الشَّدِيدِ الَّذِي يُعَانِيهِ.
Hastanın yüzü, çektiği şiddetli hastalık nedeniyle soldu.