كَنَار

جَلَسْنَا عَلَى كِنَارِ الْبَحْرِ نُشَاهِدُ غُرُوبَ الشَّمْسِ الْجَمِيلَ.

Güzel gün batımını izlemek için denizin kıyısına oturduk.

وَقَفَ الْوَلَدُ الصَّغِيرُ عَلَى كِنَارِ الطَّرِيقِ يَنْتَظِرُ الْحَافِلَةَ الْمَدْرَسِيَّةَ.

Küçük çocuk okul otobüsünü beklerken yolun kenarında duruyordu.