kenar

هَامِش — هَوَامِش

لَقَدْ كَتَبْتُ مُلَاحَظَةً صَغِيرَةً فِي هَامِشِ الصَّفْحَةِ.

Sayfanın kenarına küçük bir not yazdım.

حَافَّة — حَوَافّ

كَانَ الطِّفْلُ الْجَالِسُ عَلَى الطَّاوِلَةِ قَرِيبًا جِدًّا مِنْ حَافَّةِ الطَّاوِلَةِ.

Masada oturan çocuk masanın kenarına çok yakındı.

طَرَف — أَطْرَاف

يَتِمُّ بِنَاءُ حَدِيقَةٍ جَدِيدَةٍ عَلَى طَرَفِ الْمَدِينَةِ.

Şehrin kenarında yeni bir park yapılıyor.

Ayrıca: جَانِب

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler