لَبِسَ الْوَلَدُ مِعْطَفًا ثَقِيلًا فِي الشِّتَاءِ.
Çocuk kışın kalın bir palto giydi.
لَبِسَ الْوَلَدُ مِعْطَفًا ثَقِيلًا فِي الشِّتَاءِ.
Çocuk kışın kalın bir palto giydi.
لَبِسَتْ أُخْتِي سُوَارًا جَمِيلًا فِي الْحَفْلَةِ.
Kız kardeşim partide güzel bir bilezik taktı.
giyinmek, sırtına geçirmek
هُنَاكَ ضَرُورَةٌ لِلُبْسِ فُسْتَانٍ مُنَاسِبٍ لِحَدَثٍ رَسْمِيٍّ.
Resmi bir etkinlik için uygun bir elbise giyme gerekliliği var.
giyinme, giyilme, giyiş
اَلْأَمْرُ وَاضِحٌ لَا لَبْسَ فِيهِ.
Mesele açık, hiçbir belirsizlik yok.