أَظْهَرَ لُطْفًا كَبِيرًا فِي تَعَامُلِهِ مَعَ الْآخَرِينَ.
Başkalarına davranırken büyük bir nezaket gösterdi.
أَظْهَرَ لُطْفًا كَبِيرًا فِي تَعَامُلِهِ مَعَ الْآخَرِينَ.
Başkalarına davranırken büyük bir nezaket gösterdi.
incelik, sevim, cana yakınlık, kayra, kibarlık, teveccüh, atıfet, nezaketlilik, yumuşaklık, yumuşak yüzlülük, naziklik, sevimlilik, uysallık, ince düşüncelilik, iyicillik, ılımanlık, iyi huyluluk, munislik, mihribanlık, güler yüzlülük, inayet, sıcakkanlılık, tatlılık, mülayimlik
لَطَّفَ الدَّوَاءُ مِنْ حِدَّةِ الْأَلَمِ الَّذِي كُنْتُ أَشْعُرُ بِهِ فِي رَأْسِي.
İlaç, başımda hissettiğim ağrının şiddetini hafifletti.
rahatlatmak, serinlik vermek, ferahlandırmak, yeğniltmek, hoşlaştırmak
لَطَفَ اللّٰهُ بِعِبَادِهِ.
Allah kullarına lütufta bulundu.
okşamak