لَمْ يَذْهَبْ أَخِي إِلَى المَدْرَسَةِ.
Kardeşim okula gitmedi.
لَمْ يَذْهَبْ أَخِي إِلَى المَدْرَسَةِ.
Kardeşim okula gitmedi.
لِمَ لَمْ تَذْهَبْ إِلَى الْجَامِعَةِ بَعْدَ الْمَدْرَسَةِ الثَّانَوِيَّةِ، هَلْ كَانَتْ لَدَيْكَ خُطَطٌ أُخْرَى؟
Liseden sonra üniversiteye gitmedin niye, başka planların mı vardı?
يُحَاوِلُ الْمُؤَرِّخُ أَنْ يَلُمَّ الْمَعْلُومَاتِ مِنْ مَصَادِرَ مُخْتَلِفَةٍ لِكِتَابَةِ تَارِيخٍ دَقِيقٍ.
Tarihçi, doğru bir tarih yazmak için farklı kaynaklardan bilgileri bir araya getirmeye çalışıyor.
بَعْدَ انْتِهَاءِ الْحَفْلِ، بَدَأَ الْعُمَّالُ يَلُمُّونَ الْقُمَامَةَ مِنَ الْحَدِيقَةِ الْكَبِيرَةِ.
Parti bittikten sonra işçiler büyük bahçedeki çöpleri toplamaya başladı.
بَدَأْتُ أَلُمُّ الْمَالَ لِشِرَاءِ سَيَّارَةٍ جَدِيدَةٍ فِي نِهَايَةِ هَذَا الْعَامِ.
Bu yılın sonunda yeni bir araba almak için para biriktirmeye başladım.
derlemek, dermek