لَيْب

اللِّيبُ الطَّوِيلُ يَتَطَلَّبُ قُوَّةً وَسُرْعَةً.

Uzun atlama güç ve hız gerektirir.

شَاهَدْتُ الْأَرْنَبَ يَقُومُ بِلَيْبٍ سَرِيعٍ فِي الْحَدِيقَةِ.

Bahçede tavşanın hızlı bir sıçrama yaptığını gördüm.

قَامَ الرِّيَاضِيُّ بِلِيبٍ عَالٍ فَوْقَ الْحَاجِزِ.

Sporcu bariyerin üzerinden yüksek bir zıplama yaptı.