sıçrama

كَانَتْ قَفْزَةُ الرِّيَاضِيِّ فِي الْوَثْبِ الْعَالِي مُذْهِلَةً، وَأُعْجِبَ بِهَا الْجَمِيعُ.

Atletin yüksek atlamadaki sıçraması muhteşemdi, herkes hayran kaldı.

كَانَتْ وَثْبَةُ الْقِطَّةِ نَحْوَ الْفَأْرِ سَرِيعَةً جِدًّا، وَلَمْ يَتَمَكَّنِ الْفَأْرُ مِنَ الْهُرُوبِ.

Kedinin fareye doğru ani sıçraması çok hızlıydı, fare kaçamadı.

حَدَثَتْ طَفْرَةٌ كَبِيرَةٌ فِي أَرْبَاحِ الشَّرِكَةِ، مِمَّا يَدُلُّ عَلَى نَجَاحِ الِاسْتِرَاتِيجِيَّاتِ الْجَدِيدَةِ.

Şirketin kârında büyük bir sıçrama oldu, bu da yeni stratejilerin başarısını gösteriyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler