الشَّرِكَةُ فِي مَأْزِقٍ مَالِيٍّ بِسَبَبِ الدُّيُونِ الْمُتَرَاكِمَةِ.
Şirket, birikmiş borçlar nedeniyle zor bir durumda.
الشَّرِكَةُ فِي مَأْزِقٍ مَالِيٍّ بِسَبَبِ الدُّيُونِ الْمُتَرَاكِمَةِ.
Şirket, birikmiş borçlar nedeniyle zor bir durumda.
وَجَدْتُ نَفْسِي فِي مَأْزِقٍ حَقِيقِيٍّ وَلَا أَعْرِفُ كَيْفَ أَخْرُجُ مِنْهُ.
Kendimi gerçek bir çıkmazda buldum ve nasıl çıkacağımı bilmiyorum.
تَمُرُّ الْبِلَادُ بِمَأْزِقٍ سِيَاسِيٍّ وَاقْتِصَادِيٍّ حَادٍّ.
Ülke, şiddetli bir siyasi ve ekonomik krizden geçiyor.
çıkmaz sokak, düğüm, açmaz, ikilem, darboğaz, dilemma, varta