ارْتَدَتِ الطَّاهِيَةُ مِئْزَرًا نَظِيفًا قَبْلَ الْبَدْءِ فِي تَحْضِيرِ الطَّعَامِ.
Şef, yiyecek hazırlamaya başlamadan önce temiz bir önlük giydi.
ارْتَدَتِ الطَّاهِيَةُ مِئْزَرًا نَظِيفًا قَبْلَ الْبَدْءِ فِي تَحْضِيرِ الطَّعَامِ.
Şef, yiyecek hazırlamaya başlamadan önce temiz bir önlük giydi.
يَسْتَخْدِمُ النَّجَّارُ مِئْزَرًا لِحِمَايَةِ مَلَابِسِهِ مِنْ نُشَارَةِ الْخَشَبِ.
Marangoz, kıyafetlerini talaştan korumak için bir iş önlüğü kullanır.
peştamal