القِرَاءَةُ تَجْلِبُ لِي مُتْعَةً كَبِيرَةً.
Kitap okumak bana büyük bir zevk veriyor.
القِرَاءَةُ تَجْلِبُ لِي مُتْعَةً كَبِيرَةً.
Kitap okumak bana büyük bir zevk veriyor.
السَّفَرُ يَمْنَحُنِي مُتْعَةَ اسْتِكْشَافِ أَمَاكِنَ جَدِيدَةٍ.
Seyahat etmek bana yeni yerler keşfetme keyfi veriyor.
قَضَاءُ الوَقْتِ مَعَ الأَصْدِقَاءِ مُتْعَةٌ لَا تُضَاهِيهَا مُتْعَةٌ.
Arkadaşlarla vakit geçirmek eşsiz bir eğlencedir.
haz, safa, sefa, kâm, keyiflilik, zevklilik