كَانَتِ النَّتِيجَةُ مُحْبِطَةً لِلْفَرِيقِ بِأَكْمَلِهِ بَعْدَ الْمُبَارَاةِ.

Maçtan sonra sonuç tüm takım için moral bozucu oldu.

الرَّفْضُ المُتَكَرِّرُ يُمْكِنُ أَنْ يَكُونَ مُحْبِطًا لِلْبَاحِثِينَ عَنْ عَمَلٍ.

Tekrarlanan retler, iş arayanlar için cesaret kırıcı olabilir.

الفِيلْمُ كَانَ مُحْبِطًا جِدًّا بِسَبَبِ ضَعْفِ السِّينَارْيُو.

Film senaryonun zayıflığı nedeniyle çok hayal kırıklığına uğrattı.

مُحْبَط