مِحَرّ

شَعَرْتُ بِمَحَرِّ اللَّهِيبِ عِنْدَمَا اقْتَرَبْتُ مِنَ النَّارِ.

Ateşe yaklaştığımda alevlerin ateşini hissettim.

مَحَرُّ الشَّمْسِ كَانَ شَدِيدًا فِي الصَّحْرَاءِ.

Güneşin ısısı çölde çok şiddetliydi.

ارْتَفَعَ مَحَرُّ الْحَرِيقِ إِلَى السَّمَاءِ.

Yangının alevi gökyüzüne yükseldi.