أَعَدَّ الْمُحَامِي مَحْضَرًا بِالْحَادِثَةِ لِتَقْدِيمِهِ إِلَى الْمَحْكَمَةِ.
Avukat, mahkemeye sunmak üzere olayla ilgili bir rapor hazırladı.
أَعَدَّ الْمُحَامِي مَحْضَرًا بِالْحَادِثَةِ لِتَقْدِيمِهِ إِلَى الْمَحْكَمَةِ.
Avukat, mahkemeye sunmak üzere olayla ilgili bir rapor hazırladı.
تَمَّ تَدْوِينُ جَمِيعِ الْقَرَارَاتِ فِي مَحْضَرِ الِاجْتِمَاعِ.
Tüm kararlar toplantı tutanağına kaydedildi.
mazbata, zabıtname, tutulga, zabıt
الْفَرِيقُ مُحَضَّرٌ بِالْمَعْلُومَاتِ اللَّازِمَةِ لِإِكْمَالِ الْمَهَمَّةِ.
Ekip, görevi tamamlamak için gerekli bilgilerle mücehhez.
لِلتَّعْلِيمِ تَأْثِيرٌ مُحَضِّرٌ عَلَى الْمُجْتَمَعَاتِ.
Eğitim, toplumları uygarlaştırıcı bir etkiye sahiptir.
جَاءَ الْمُحْضِرُ إِلَى الْبَيْتِ بِالْوَرَقَةِ الرَّسْمِيَّةِ.
Muhzır resmî kâğıtla eve geldi.