النَّجَّارُ مُحَنَّكٌ فِي صُنْعِ الْأَثَاثِ الْخَشَبِيِّ.
Marangoz, ahşap mobilya yapımında ustadır.
النَّجَّارُ مُحَنَّكٌ فِي صُنْعِ الْأَثَاثِ الْخَشَبِيِّ.
Marangoz, ahşap mobilya yapımında ustadır.
إِنَّهُ سِيَاسِيٌّ مُحَنَّكٌ يَعْرِفُ كَيْفَ يَتَعَامَلُ مَعَ الْأَزَمَاتِ الصَّعْبَةِ.
O, zorlu krizlerle nasıl başa çıkılacağını bilen deneyimli bir politikacıdır.
كَانَ الْمُدِيرُ مُحَنَّكًا فِي إِدَارَةِ الْمَشَارِيعِ الْكَبِيرَةِ وَالْمُعَقَّدَةِ.
Müdür, büyük ve karmaşık projeleri yönetmede becerikliydi.
pişeğen, pişek, umurgörmüş, evirgen