مَدَّدَ الْفَلَّاحُ الْبُذُورَ عَلَى الْأَرْضِ قَبْلَ أَنْ يَبْدَأَ فِي رَيِّهَا.
Çiftçi, sulamaya başlamadan önce tohumları toprağa yaydı.
مَدَّدَ الْفَلَّاحُ الْبُذُورَ عَلَى الْأَرْضِ قَبْلَ أَنْ يَبْدَأَ فِي رَيِّهَا.
Çiftçi, sulamaya başlamadan önce tohumları toprağa yaydı.
قَرَّرَتِ الشَّرِكَةُ أَنْ تُمَدِّدَ فَتْرَةَ الضَّمَانِ عَلَى الْمُنْتَجِ الْجَدِيدِ لِمُدَّةِ سَنَةٍ إِضَافِيَّةٍ.
Şirket, yeni ürünün garanti süresini bir yıl daha uzatmaya karar verdi.
تَحْتَاجُ الْمَدِينَةُ إِلَى أَنْ تُمَدِّدَ شَبَكَةَ الطُّرُقِ لِتَلْبِيَةِ احْتِيَاجَاتِ السُّكَّانِ الْمُتَزَايِدَةِ.
Şehrin artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak için yol ağını genişletmesi gerekiyor.
tevsi etmek, genleştirmek, sündürmek
وَصَلَ الْمَدَدُ إِلَى الْجَيْشِ.
Takviye orduya ulaştı.