مُدْقِع

يَعِيشُ هَذَا الرَّجُلُ فِي فَقْرٍ مُدْقِعٍ بَعْدَ خَسَارَةِ وَظِيفَتِهِ.

Bu adam işini kaybettikten sonra aşırı bir yoksulluk içinde yaşıyor.

كَانَتْ تُعَانِي مِنْ جَهْلٍ مُدْقِعٍ فِي الْأُمُورِ السِّيَاسِيَّةِ.

Siyasi konularda derin bir cehalet içindeydi.

الوَضْعُ الِاقْتِصَادِيُّ فِي البِلَادِ مُدْقِعٌ وَيَتَطَلَّبُ حُلُولاً جَذْرِيَّةً.

Ülkedeki ekonomik durum sefil ve köklü çözümler gerektiriyor.

Eşdizimler