derin

الْبِئْرُ فِي حَدِيقَتِنَا عَمِيقَةٌ جِدًّا.

Bahçemizdeki kuyu çok derin.

كَانَ هُنَاكَ نَدْبَةٌ غَائِرَةٌ عَلَى وَجْهِهِ.

Yüzünde derin bir yara izi vardı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler