مَزَجَ الطَّاهِي التَّوَابِلَ بِعِنَايَةٍ لِيُضِيفَ نَكْهَةً مُمَيَّزَةً إِلَى الطَّبَقِ الْجَدِيدِ.
Şef, yeni yemeğe özel bir lezzet katmak için baharatları dikkatlice karıştırdı.
مَزَجَ الطَّاهِي التَّوَابِلَ بِعِنَايَةٍ لِيُضِيفَ نَكْهَةً مُمَيَّزَةً إِلَى الطَّبَقِ الْجَدِيدِ.
Şef, yeni yemeğe özel bir lezzet katmak için baharatları dikkatlice karıştırdı.
مَزَجَ الْفَنَّانُ الْأَلْوَانَ الزَّيْتِيَّةَ بِمَهَارَةٍ لِإِنْتَاجِ لَوْحَةٍ فَنِّيَّةٍ رَائِعَةٍ.
Sanatçı, harika bir sanat eseri üretmek için yağlı boyaları ustalıkla harmanladı.
تَمَّ مَزْجُ الثَّقَافَاتِ الْمُخْتَلِفَةِ فِي الْمَدِينَةِ لِخَلْقِ مُجْتَمَعٍ مُتَنَوِّعٍ.
Çeşitli bir toplum yaratmak için şehirde farklı kültürler kaynaştırıldı.
harman etmek, karmak, mezcetmek, katıştırmak
تِقْنِيَّاتُ مَزْجِ الْأَلْوَانِ تَزِيدُ مِنْ جَوْدَةِ اللَّوْحَةِ.
Boyaların karıştırma teknikleri, resmin kalitesini artırır.
harmanlama, mezcetme, karılma, kaynaştırma, harmanlayış, alaşımlama, karıştırılma, karıştırış