مَسَحَ الْغُبَارَ عَنِ الطَّاوِلَةِ بِقِطْعَةِ قُمَاشٍ نَظِيفَةٍ.
Temiz bir bezle masanın üzerindeki tozu sildi.
مَسَحَ الْغُبَارَ عَنِ الطَّاوِلَةِ بِقِطْعَةِ قُمَاشٍ نَظِيفَةٍ.
Temiz bir bezle masanın üzerindeki tozu sildi.
مَسَحَ الْمُوَظَّفُ الْوَرَقَةَ ضَوْئِيًّا.
Görevli kâğıdı tarayıcıyla taradı.
temizlemek, mesh etmek, sünger geçirmek, paspas yapmak, paspaslamak, kadastrolamak, sıvamak
يَكْفِي مَسْحُ الشَّاشَةِ بِقِطْعَةِ قُمَاشٍ نَاعِمَةٍ لِتَنْظِيفِهَا.
Ekranı temizlemek için yumuşak bir bezle silmek yeterlidir.
يَحْتَاجُ الْمُسْتَنَدُ إِلَى مَسْحٍ ضَوْئِيٍّ.
Belgenin taranması gerekiyor.
أَجْرَى الْبَاحِثُونَ مَسْحًا مَيْدَانِيًّا شَمِلَ أَلْفَ أُسْرَةٍ.
Araştırmacılar bin aileyi kapsayan bir saha araştırması yaptı.
مَسْحُ الرَّأْسِ مِنْ فَرَائِضِ الْوُضُوءِ.
Başa mesh etmek abdestin farzlarındandır.
kadastrolama, paspaslama