شَعَرْتُ بِمَسَرَّةٍ كَبِيرَةٍ عِنْدَمَا تَخَرَّجْتُ مِنَ الْجَامِعَةِ.
Üniversiteden mezun olduğumda büyük bir mutluluk duydum.
شَعَرْتُ بِمَسَرَّةٍ كَبِيرَةٍ عِنْدَمَا تَخَرَّجْتُ مِنَ الْجَامِعَةِ.
Üniversiteden mezun olduğumda büyük bir mutluluk duydum.
كَانَتْ عَيْنَاهَا تَفِيضُ بِالْمَسَرَّةِ لِرُؤْيَةِ حَفِيدِهَا.
Torununu gördüğü için gözleri sevinçle doluydu.
وَجَدْتُ مَسَرَّةً فِي مُسَاعَدَةِ الْآخَرِينَ.
Başkalarına yardım etmekten haz duyuyordum.