شَعَرَ بِمَضَضٍ شَدِيدٍ بَعْدَ فُقْدَانِ صَدِيقِهِ الْمُقَرَّبِ فِي الْحَادِثِ.
Kazada yakın arkadaşını kaybettikten sonra büyük bir acı hissetti.
شَعَرَ بِمَضَضٍ شَدِيدٍ بَعْدَ فُقْدَانِ صَدِيقِهِ الْمُقَرَّبِ فِي الْحَادِثِ.
Kazada yakın arkadaşını kaybettikten sonra büyük bir acı hissetti.
عَاشَتِ الْعَائِلَةُ فِي مَضَضٍ بِسَبَبِ الْفَقْرِ وَالْجُوعِ لِسَنَوَاتٍ طَوِيلَةٍ.
Aile uzun yıllar boyunca yoksulluk ve açlık nedeniyle ızdırap içinde yaşadı.