لَا يُمْكِنُ أَنْ يَكُونَ الْحَكَمُ عَادِلاً إِذَا كَانَ مُغْرِضاً.
Eğer bir yargıç taraflıysa, adil bir karar veremez.
لَا يُمْكِنُ أَنْ يَكُونَ الْحَكَمُ عَادِلاً إِذَا كَانَ مُغْرِضاً.
Eğer bir yargıç taraflıysa, adil bir karar veremez.
كَانَتْ تَصْرِيحَاتُهُ مُغْرِضَةً وَتَحْمِلُ الْكَثِيرَ مِنَ التَّحَيُّزِ.
Onun açıklamaları önyargılıydı ve çok fazla taraflılık içeriyordu.
كَانَتْ كَلِمَاتُهُ مُغْرِضَةً تَهْدِفُ إِلَى تَشْوِيهِ سُمْعَةِ الْآخَرِينَ.
Onun sözleri maksatlıydı ve başkalarının itibarını zedelemeyi amaçlıyordu.
art niyetli, art düşünceli