كَانَ هَذَا العَمَلُ مُتَعَمَّدًا، وَلَمْ يَكُنْ عَنْ طَرِيقِ الخَطَأِ.
Bu maksatlı bir hareketti, kazayla olmadı.
كَانَ هَذَا العَمَلُ مُتَعَمَّدًا، وَلَمْ يَكُنْ عَنْ طَرِيقِ الخَطَأِ.
Bu maksatlı bir hareketti, kazayla olmadı.
كُلُّ مَا قَالَهُ كَانَ مَقْصُودًا، لَمْ يَقُلْ أَيَّ شَيْءٍ عَشْوَائِيًّا.
Söylediği her şey maksatlıydı, hiçbir şeyi rastgele söylemedi.
مُغْرِض، كَيْدِيّ