bilerek

لَقَدِ ارْتَكَبَ الْخَطَأَ عَمْدًا ثُمَّ اعْتَذَرَ لَاحِقًا.

O, hatayı bilerek yaptı ve sonra özür diledi.

الْكَذِبُ بِقَصْدٍ يَضُرُّ بِالثِّقَةِ.

Bilerek yalan söylemek, güveni zedeler.

لَقَدْ تَأَخَّرَ مُتَعَمِّدًا لِأَنَّهُ لَمْ يَرْغَبْ فِي حُضُورِ الِاجْتِمَاعِ.

O, bilerek geç kaldı çünkü toplantıya katılmak istemiyordu.

İlişkili Kelimeler