مُفَخَّم

نَزَلْنَا فِي فُنْدُقٍ مُفَخَّمٍ قُرْبَ الْبَحْرِ.

Denize yakın lüks bir otelde kaldık.

كَانَ الْقَصْرُ مُفَخَّمًا بِزَخَارِفِهِ وَأَثَاثِهِ الثَّمِينِ.

Saray, süslemeleri ve değerli mobilyalarıyla görkemliydi.

ارْتَدَتِ الْمُمَثِّلَةُ فُسْتَانًا مُفَخَّمًا فِي حَفْلِ تَوْزِيعِ الْجَوَائِزِ.

Aktris, ödül töreninde şaşaalı bir elbise giydi.

İlişkili Kelimeler