لَمْ يَجِدْ مَفَرًّا مِنَ الِاسْتِسْلَامِ بَعْدَ أَنْ نَفِدَتْ ذَخِيرَتُهُ.
Mühimmatı bittikten sonra teslim olmaktan başka çare bulamadı.
لَمْ يَجِدْ مَفَرًّا مِنَ الِاسْتِسْلَامِ بَعْدَ أَنْ نَفِدَتْ ذَخِيرَتُهُ.
Mühimmatı bittikten sonra teslim olmaktan başka çare bulamadı.
لَمْ يَكُنْ هُنَاكَ مَفَرٌّ مِنْ مُوَاجَهَةِ الْحَقِيقَةِ الْمُؤْلِمَةِ.
Acı gerçekle yüzleşmekten kaçış yoktu.
الْبَحْثُ عَنْ مَفَرٍّ آمِنٍ أَصْبَحَ ضَرُورَةً مُلِحَّةً فِي ظِلِّ الظُّرُوفِ الْحَالِيَّةِ.
Mevcut koşullar altında güvenli bir sığınak arayışı acil bir ihtiyaç haline geldi.