تَتَمَيَّزُ الْخِدْمَاتُ الْمُقَدَّمَةُ فِي هَذَا الْفُنْدُقِ بِجَوْدَةٍ عَالِيَةٍ.
Bu otelde sunulan hizmetler yüksek kalitesiyle öne çıkıyor.
تَتَمَيَّزُ الْخِدْمَاتُ الْمُقَدَّمَةُ فِي هَذَا الْفُنْدُقِ بِجَوْدَةٍ عَالِيَةٍ.
Bu otelde sunulan hizmetler yüksek kalitesiyle öne çıkıyor.
دَفَعْتُ أُجْرَةَ الشَّهْرِ الْأَوَّلِ مُقَدَّمًا.
İlk ayın kirasını peşin ödedim.
أُصِيبَ اللَّاعِبُ فِي مُقَدَّمِ رَأْسِهِ.
Oyuncu başının ön kısmından yaralandı.
وَصَلَ الْمُقَدَّمُ عَلِيٌّ إِلَى الثُّكْنَةِ الْيَوْمَ لِبَدْءِ مُهِمَّتِهِ الْجَدِيدَةِ.
Yarbay Ali, yeni görevine başlamak için bugün kışlaya geldi.
birinci, ilk, avans, peşinat, pey akçesi, öncel
الْمُقَدِّمُ فِي الْبَرْنَامَجِ التِّلْفِزْيُونِيِّ كَانَ يَتَمَتَّعُ بِحُضُورٍ قَوِيٍّ وَشَخْصِيَّةٍ جَذَّابَةٍ.
Televizyon programındaki sunucu, güçlü bir duruşa ve çekici bir kişiliğe sahipti.
sunan, takdimci, tanıtmacı